Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif Bedellerinin Vergilendirilmesi
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
İstanbul Defterdarlığı
Gelir Kanunları Gelir Ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü
Sayı
:
E-62030549-125[2-2022]-
10.12.2025
Konu
:
Meslek Birliği Aracılığıyla Üye Oyuncularına Ödenen Telif Bedellerinin Vergilendirilmesi
İlgi
:
…
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzun incelenmesinden, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde ve çeşitli mecralarda yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan ülkelerdeki telif ödemeleriyle ilgili kuruluşlar tarafından Birliğiniz vasıtasıyla oyunculara telif ödemesinin yapıldığı belirtilerek, Birliğinize ödenen bu telif ödemelerinin vergilendirilmesi ile ilgili olarak;
- Birlik hesabına gelen ödemeler karşılığında bir belge düzenlenmesinin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa bu belgenin türünün ne olduğu,
- Birliğinize yapılan telif ödemeleri, telif sahibi oyunculara ödenirken, oyunculardan serbest meslek makbuzu, fatura v.b. belge alınıp alınmayacağı, stopaj yapılıp yapılmayacağı,
- Telif sahibi oyunculara ödeme yapılırken, Birliğiniz tarafından belge düzenlenecekse, bu belgelerde katma değer vergisi hesaplanıp hesaplanmayacağı,
- Telif sahibi oyunculara ödeme yapılırken, "katkı payı" adı altında belirli oranda kesinti yapıldığı, söz konusu kesintinin Birliğin giderlerinde kullanıldığı, kesinti yapılan bu "katkı payı" ile ilgili herhangi bir vergi ödenip ödenmeyeceği ve mükellefiyet tesisinin gerekip gerekmediği
hususlarında görüş talep edildiği anlaşılmaktadır.
Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde derneklere ait iktisadi işletmeler, kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmış olup anılan maddenin beşinci fıkrasında, derneklere ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketleri ile kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zirai işletmelerin derneklerin iktisadi işletmeleri olduğu; altıncı fıkrasında da derneklere ait iktisadi işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya iş yerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği, mal ve hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kâr edilmemesi veya kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme niteliğini değiştirmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı; ikinci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinde, bilanço esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olduğu; bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce işletmeye ilave olunan değerlerin bu farktan indirileceği, işletmeden çekilen değerlerin ise farka ilave olunacağı; ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulacağı hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca tespit edilecek kurum kazancından, Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecektir.
Kurumlar Vergisi Kanununun uygulanmasına ilişkin açıklamaları içeren 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (2.4) bölümünde, iktisadi işletmelerin belirgin özelliklerinin, bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesi olduğu, diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurlarının ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı ya da hizmet ifaları gibi faaliyetler olduğu; Kanunun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine dernek veya vakıf tarafından piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsamına aldığı, satılan mal veya hizmete ait bedelin sadece maliyeti karşılayacak kadar olmasının, kâr edilmemesinin, kârın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme olma vasfını değiştirmeyeceği; ayrıca kazanç sağlama amacı olmasa dahi işletmenin konusunun ve faaliyetinin, her türlü mal ve hizmet satışı ya da bunlara benzer şekillerde olması ve devamlı surette yapılması durumlarında da dernek veya vakıflara ait iktisadi işletme oluştuğunun kabul edileceği açıklanmaktadır.
İktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edilebilmesi için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen malların veya verilen hizmetin bir bedel karşılığı satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemeyeceği açıktır.
Öte yandan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun "Meslek birliklerinin kurulması" başlıklı 42 nci maddesinde "Eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri, ile bu Kanunun 52 nci maddesine uygun biçimde düzenlenmiş sözleşmelerle eser veya hak sahibinden malî hakları kullanma yetkilerini devralarak bu Kanunun 10 uncu maddesine göre ilim-edebiyat eserleri üzerindeki hakları kullanarak, süreli olmayan yayınları çoğaltan ve yayanlar üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve bu Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik ve tip statülere uygun olarak tespit edilecek alanlarda birden fazla meslek birliği kurabilirler. Eser sahipleri veya icracı sanatçılar bakımından zorunlu organlarının asıl üye sayısının dört katı kadar; yapımcılar veya radyo-televizyon kuruluşları bakımından bu organların asıl üye sayısının iki katı kadar üye olma niteliklerini taşıyan gerçek veya tüzel kişiler meslek birliği olarak faaliyet gösterebilmek için izin almak üzere Bakanlığa başvurmak zorundadırlar. Meslek birlikleri bu izni aldıktan sonra kuruldukları alanda faaliyet gösterirler." hükmü yer almaktadır.
Vergi uygulamaları bakımından 5846 sayılı Kanuna göre eser sahipleri (söz yazarı, besteci, şair, yazar, ressam, yönetmen, senarist, bilgisayar programcısı vb.) ile bağlantılı hak sahipleri (müzisyen, oyuncu, fonogram yapımcısı, film yapımcısı, radyo/ TV yayıncısı) tarafından üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve anılan Kanun ile tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulmuş olan meslek birliklerinin tüzel kişiliği itibarıyla kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamaktadır.
Ancak, 5846 sayılı Kanuna göre faaliyet gösteren meslek birliklerinin yürüttüğü faaliyetlerin, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde devamlı surette ve bir bedel mukabilinde gerçekleştirilen ticari, sınai ve zirai faaliyetlerden oluşması halinde; bu faaliyetler dolayısıyla, meslek birliklerinin tüzel kişiliğinden ayrı olarak, meslek birliklerine bağlı oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekir. Meslek birliklerin bu faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması iktisadi işletme oluşmasına engel teşkil etmeyecektir.
Buna göre, meslek birliklerinin, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve üyelerine tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak suretiyle gerçekleştirdiği hizmetlerin bir bedel karşılığında sunulması halinde, bu hizmetler dolayısıyla meslek birlikleri bünyesinde oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi ve elde edilecek kazançların kurumlar vergine tabi tutularak vergilendirilmesi gerekir.
Dolayısıyla, Birliğiniz üyesi olan sinema, tiyatro ve dizi oyuncularının rol almış olduğu sinema filmi veya dizilerin yabancı ülkelerde yayınlanması dolayısıyla, yayınlanan ülkelerdeki ilgili kuruluşlar tarafından Birliğinize ödenen telif bedelleri nedeniyle, Birliğiniz tüzel kişiliğinden ayrı olarak Birliğinize bağlı oluşacak iktisadi işletme nezdinde kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi ve elde edilen kazançların kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
Ayrıca, Birliğinize ödenen telif bedellerinin telif sahibi oyunculara ödenen kısmının, kurulacak iktisadi işletmenin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkündür.
Gelir Vergisi Kanunu Yönünden Değerlendirme:
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;
- "Serbest meslek kazancının tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde; "Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.
...",
- "Serbest meslek erbabı" başlıklı 66 ncı maddesinde, "Serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır.
..."
yer verilmiştir.
Aynı Kanunun "Vergi tevkifatı" başlıklı 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıklar��, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar" hükmüne yer verilmiş ve aynı maddenin (2) numaralı bendinde de, 18 inci madde kapsamına giren serbest meslek işleri dolayısıyla yapılan ödemelerden % 17, diğerlerinden %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür.
Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun serbest meslek kazançlarında istisnaları düzenleyen 18 inci maddesinde, "Müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel